Elinden geleni yapıp yapmadığını gerçekten kim bilebilir? Dışarıdan bakanlar performansı ölçebilir, sonucu değerlendirebilir, yorum yapabilir. Fakat niyetini, kapasiteni, ertelediğin potansiyeli ve bilinçli olarak kaçındığın alanları sadece sen bilirsin. Bu yüzden insanın en ağır mahkemesi kendi vicdanıdır.
Çoğu kişi başarısızlıktan değil, eksik gayretten kaçınır. Çünkü eksik gayret konfor alanını korur. “Denedim ama olmadı” demek, “Tam kapasite ortaya koydum ama yine de yetmedi” demekten daha güvenlidir. Oysa gerçek dönüşüm, insanın kendi iç kanıtlığıyla yüzleşmesiyle başlar. Yani kendi kendine şunu sorabilmesiyle: Gerçekten sonuna kadar zorladım mı, yoksa kendime bir kaçış payı mı bıraktım?
Burada asıl mesele, bireyin kendi gücünü fark etmesidir. Güç; makam, para ya da dış onay değildir. Güç, iradeyi bilinçli kullanabilme kapasitesidir. Fakat bu farkındalık kolay oluşmaz. Çünkü insan çoğu zaman küçük resme takılır: Günlük sorunlara, geçici başarılara, anlık hayal kırıklıklarına. Büyük resmi göremeyen, kendi potansiyelini de doğru konumlandıramaz.
Büyük resmi görmek; hayatını, değerlerini, hedeflerini ve sınırlılıklarını bir bütün olarak değerlendirmektir. Bu da ciddi bir iç muhasebe gerektirir. Kendi hikâyeni dış etkenlerin değil, kendi kararlarının şekillendirdiğini kabul etmek cesaret ister.
OLUMLU YANLAR
Kendi gayretinin farkında olan birey dış onaya bağımlı yaşamaz.
İç denetim mekanizması güçlenir; mazeret üretmek yerine sorumluluk alınır.
Büyük resmi gören kişi geçici kayıplarla yıkılmaz.
Kişi kendi potansiyelini daha bilinçli kullanır ve stratejik hareket eder.
Özgüven, başkalarının takdirinden değil, kendi emeğinin bilincinden beslenir.
OLUMSUZ YANLAR
Kişi kendine karşı dürüst değilse, sürekli dış faktörleri suçlar.
Küçük resmi yaşayan birey, günlük iniş çıkışlarla savrulur.
Eksik gayret, uzun vadede özgüven erozyonuna yol açar.
Sorumluluk almaktan kaçınmak, bireyi edilgen ve bağımlı hale getirir.
Potansiyelini kullanmayan insan zamanla içsel bir tatminsizlik yaşar.
SONUÇ
Gerçek güç dışarıdan görülmez; içeride inşa edilir. İnsan, elinden gelenin en iyisini yaptığı gün huzur duyar. Başarmış olsa da olmasa da… Çünkü iç kanıtlığı sağlamdır. Büyük resmi keşfetmeden, küçük zaferlerin ya da küçük kayıpların anlamı doğru okunamaz.
Hayatta asıl soru şudur: Sonuç ne oldu değil; ben ne kadarımı ortaya koydum?
PSİKOLOJİK PERSPEKTİF
İnsan zihni kendini koruma eğilimindedir. Eksik çaba gösterip başarısız olmak, tam çaba gösterip başarısız olmaktan psikolojik olarak daha az tehdit edicidir. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Ancak uzun vadede bu mekanizma gelişimi engeller.
Büyük resmi görmek ise bilişsel farkındalık gerektirir. Değerlerini, önceliklerini ve yaşam amacını netleştiren birey, enerjisini daha doğru alanlara yönlendirir. Bu da içsel gücün fark edilmesini sağlar.
UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER
Her önemli hedef için kendine şu soruyu sor: Yüzde kaçımı verdim?
Mazeret listesi değil, aksiyon listesi oluştur.
Günlük değil, yıllık perspektifle düşünmeye çalış.
Kendi değerlerini yazılı hale getir; büyük resmi görünür kıl.
Kendinle düzenli iç muhasebe yap; dürüstlükten kaçma.
OKUYUCUYA SORULAR
- Gerçekten elinden geleni yaptığın bir alan var mı, yoksa çoğu yerde güvenli oynuyor musun?
- Başarısızlık korkusu seni tam kapasite çalışmaktan alıkoyuyor olabilir mi?
- Hayatının büyük resmi senin için net mi, yoksa günü kurtarma modunda mısun?
- Potansiyelini bilerek sınırladığın alanlar hangileri?
- Bugün gücünü fark etsen, hangi kararı farklı alırdın?
Unutma, dış dünya seni ölçebilir; ama iç dünyanda vereceğin hüküm her şeyden daha belirleyicidir.

