deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri casino siteleri casino siteleri

Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Mehmet Pamuk
Köşe Yazarı
Mehmet Pamuk
 

BAŞKALARININ OTORİTERLİĞİNDEN ŞİKÂYET ETMEDEN ÖNCE KENDİ EVİNİN İÇİNE BAK

Siyasette en tehlikeli refleks, başkasının ülkesindeki adaletsizliği yüksek sesle eleştirirken, kendi ülkesinde yaşananları görmezden gelmektir. Bu tutum, ilkesel bir duruş değil; seçici bir körlüktür. Bir ülkede, ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konumundaki bir siyasetçinin evinden alınarak cezaevine gönderilmesi tartışılıyorken, başka coğrafyalardaki liderlik örnekleri üzerinden ahkâm kesmek, samimiyet sorununu açıkça ortaya koyar. Demokrasi, sadece başkaları için savunulan bir kavram değildir; önce kendi ülkesinde işletilmesi gereken bir ilkedir. Bugün “Cumhurbaşkanı yatağından alınır mı?” sorusu başka ülkeler için soruluyorsa, aynı sorunun kendi ülkemiz için neden sorulmadığı sorgulanmalıdır. Seçim olsa birinci çıkması muhtemel bir siyasi hareketin liderine uygulanan muamele, demokrasi tarihinde kara bir lekedir. Üstelik bu hareket, bu ülkenin kurucu iradesini temsil eden bir gelenekten geliyorsa, mesele yalnızca bir parti meselesi olmaktan çıkar; doğrudan rejim meselesine dönüşür. OLUMLU YANLAR Bu tartışmaların olumlu yanı, toplumda bastırılmış bir farkındalığı tetiklemesidir. Çifte standardı fark eden kitleler, “demokrasi” kavramının araçsallaştırılmasına karşı daha dikkatli hâle gelmektedir. Ayrıca tarihsel hafıza yeniden canlanmakta; dış politikada yaşanan onur kırıcı olaylar, yeniden hatırlanmaktadır. Bu durum, uzun vadede daha tutarlı ve ilkesel bir siyasal bilinç oluşmasına zemin hazırlayabilir. OLUMSUZ YANLAR Ancak olumsuz tablo ağırdır. Aynı çevrelerin, geçmişte ülkenin askerinin başına geçirilen çuval karşısında sessiz kalıp; bugün başka liderleri demokrasi dersiyle yargılaması, inandırıcılığı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bir dönem yabancı liderlere gösterilen aşırı hayranlık ve ölçüsüz yakınlık, bugün yapılan eleştirilerin samimiyetini gölgelemektedir. Medyanın bu süreçte sorgulayıcı değil, yönlendirici bir rol üstlenmesi de toplumsal güveni zedelemektedir. SONUÇ Demokrasi; coğrafyaya, ittifaka ya da çıkara göre savunulmaz. Bir ülkede adalet, hukukun üstünlüğü ve seçme-seçilme hakkı tartışmalı hâle gelmişse, başka ülkeler üzerinden ahlak dersi vermek sadece çelişkidir. Asıl yüzleşme, aynaya bakabilmektir. Kendi ülkesinde yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelenlerin, başka rejimler hakkında söz söyleme meşruiyeti yoktur. Bu millet, ezber söylemleri değil; tutarlı duruşları ciddiye alır. PSİKOLOJİK PERSPEKTİF Toplum psikolojisinde çifte standart, ciddi bir güven erozyonu yaratır. İnsanlar, adaletin seçici uygulandığını düşündüğünde; siyasal sisteme yabancılaşır, öfke birikir ve kutuplaşma derinleşir. Sürekli dış düşman söylemiyle iç sorunları bastırmak, kısa vadede işe yarar gibi görünse de uzun vadede toplumsal yorgunluk üretir. Bu yorgunluk, devletle vatandaş arasındaki bağları zayıflatır. UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER • Demokrasi eleştirileri, önce iç hukuk ve uygulamalar üzerinden yapılmalıdır. • Medya, dış örnekleri manşetleştirmeden önce içerdeki sorunları görünür kılmalıdır. • Siyasi aktörler, geçmişteki tutumlarıyla bugünkü söylemleri arasındaki çelişkilerle yüzleşmelidir. • Toplum, liderlere değil ilkelere sadakat üzerinden siyaset okumalıdır. • Dış politika söylemleri, iç meşruiyet eksiklerini örtme aracı olarak kullanılmamalıdır. OKUYUCUYA SORULAR Başka ülkelerdeki otoriterliği eleştirirken, kendi ülkemizde yaşananları neden normalleştiriyoruz? Demokrasi, sadece rakiplerimiz için mi geçerli bir değer? Geçmişte yaşanan onur kırıcı dış politika olaylarıyla gerçekten yüzleştik mi? Medyanın hangi konularda sessiz kaldığını hiç sorguluyor muyuz? İlke mi savunuyoruz, yoksa çıkar mı?  
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

BAŞKALARININ OTORİTERLİĞİNDEN ŞİKÂYET ETMEDEN ÖNCE KENDİ EVİNİN İÇİNE BAK

Siyasette en tehlikeli refleks, başkasının ülkesindeki adaletsizliği yüksek sesle eleştirirken, kendi ülkesinde yaşananları görmezden gelmektir. Bu tutum, ilkesel bir duruş değil; seçici bir körlüktür. Bir ülkede, ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konumundaki bir siyasetçinin evinden alınarak cezaevine gönderilmesi tartışılıyorken, başka coğrafyalardaki liderlik örnekleri üzerinden ahkâm kesmek, samimiyet sorununu açıkça ortaya koyar. Demokrasi, sadece başkaları için savunulan bir kavram değildir; önce kendi ülkesinde işletilmesi gereken bir ilkedir.

Bugün “Cumhurbaşkanı yatağından alınır mı?” sorusu başka ülkeler için soruluyorsa, aynı sorunun kendi ülkemiz için neden sorulmadığı sorgulanmalıdır. Seçim olsa birinci çıkması muhtemel bir siyasi hareketin liderine uygulanan muamele, demokrasi tarihinde kara bir lekedir. Üstelik bu hareket, bu ülkenin kurucu iradesini temsil eden bir gelenekten geliyorsa, mesele yalnızca bir parti meselesi olmaktan çıkar; doğrudan rejim meselesine dönüşür.

OLUMLU YANLAR

Bu tartışmaların olumlu yanı, toplumda bastırılmış bir farkındalığı tetiklemesidir. Çifte standardı fark eden kitleler, “demokrasi” kavramının araçsallaştırılmasına karşı daha dikkatli hâle gelmektedir. Ayrıca tarihsel hafıza yeniden canlanmakta; dış politikada yaşanan onur kırıcı olaylar, yeniden hatırlanmaktadır. Bu durum, uzun vadede daha tutarlı ve ilkesel bir siyasal bilinç oluşmasına zemin hazırlayabilir.

OLUMSUZ YANLAR

Ancak olumsuz tablo ağırdır. Aynı çevrelerin, geçmişte ülkenin askerinin başına geçirilen çuval karşısında sessiz kalıp; bugün başka liderleri demokrasi dersiyle yargılaması, inandırıcılığı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bir dönem yabancı liderlere gösterilen aşırı hayranlık ve ölçüsüz yakınlık, bugün yapılan eleştirilerin samimiyetini gölgelemektedir. Medyanın bu süreçte sorgulayıcı değil, yönlendirici bir rol üstlenmesi de toplumsal güveni zedelemektedir.

SONUÇ

Demokrasi; coğrafyaya, ittifaka ya da çıkara göre savunulmaz. Bir ülkede adalet, hukukun üstünlüğü ve seçme-seçilme hakkı tartışmalı hâle gelmişse, başka ülkeler üzerinden ahlak dersi vermek sadece çelişkidir. Asıl yüzleşme, aynaya bakabilmektir. Kendi ülkesinde yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelenlerin, başka rejimler hakkında söz söyleme meşruiyeti yoktur. Bu millet, ezber söylemleri değil; tutarlı duruşları ciddiye alır.

PSİKOLOJİK PERSPEKTİF

Toplum psikolojisinde çifte standart, ciddi bir güven erozyonu yaratır. İnsanlar, adaletin seçici uygulandığını düşündüğünde; siyasal sisteme yabancılaşır, öfke birikir ve kutuplaşma derinleşir. Sürekli dış düşman söylemiyle iç sorunları bastırmak, kısa vadede işe yarar gibi görünse de uzun vadede toplumsal yorgunluk üretir. Bu yorgunluk, devletle vatandaş arasındaki bağları zayıflatır.

UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER

• Demokrasi eleştirileri, önce iç hukuk ve uygulamalar üzerinden yapılmalıdır.
• Medya, dış örnekleri manşetleştirmeden önce içerdeki sorunları görünür kılmalıdır.
• Siyasi aktörler, geçmişteki tutumlarıyla bugünkü söylemleri arasındaki çelişkilerle yüzleşmelidir.
• Toplum, liderlere değil ilkelere sadakat üzerinden siyaset okumalıdır.
• Dış politika söylemleri, iç meşruiyet eksiklerini örtme aracı olarak kullanılmamalıdır.

OKUYUCUYA SORULAR

  1. Başka ülkelerdeki otoriterliği eleştirirken, kendi ülkemizde yaşananları neden normalleştiriyoruz?
  2. Demokrasi, sadece rakiplerimiz için mi geçerli bir değer?
  3. Geçmişte yaşanan onur kırıcı dış politika olaylarıyla gerçekten yüzleştik mi?
  4. Medyanın hangi konularda sessiz kaldığını hiç sorguluyor muyuz?
  5. İlke mi savunuyoruz, yoksa çıkar mı?

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gaziantepgapgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.