“SDG–ŞAM ANLAŞMASI ÇÖZÜM DEĞİL, ERTELENMİŞ TEHDİTTİR”
“SDG–ŞAM ANLAŞMASI ÇÖZÜM DEĞİL, ERTELENMİŞ TEHDİTTİR”
Suriye’de SDG/YPG ile Şam yönetimi arasında imzalanan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması”na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk, yapılan düzenlemenin bir çözüm üretmediğini, aksine bölgesel ve ulusal güvenlik açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
Suriye’de SDG/YPG ile Şam yönetimi arasında imzalanan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması”na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk, yapılan düzenlemenin bir çözüm üretmediğini, aksine bölgesel ve ulusal güvenlik açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
Pamuk, değerlendirmesini güvenlik ve strateji uzmanı Abdullah Ağar’ın analizleri ile sahadaki fiilî gelişmeleri birlikte okuyarak yaptığını belirtti.
Mehmet Pamuk sözlerine şöyle başladı:
“Ortaya konulan bu metin, kamuoyuna ‘entegrasyon’ ve ‘egemenlik’ kavramlarıyla sunulmaktadır. Ancak metnin içeriği dikkatle incelendiğinde, SDG/YPG’nin tasfiye edilmediği; aksine devlet yapısı içine alınarak kalıcı hâle getirilmeye çalışıldığı açıkça görülmektedir.”
Pamuk, anlaşmanın özellikle silah bırakma, örgütsel tasfiye ve yabancı destek unsurlarının çekilmesi konularında bilinçli boşluklar içerdiğine dikkat çekti.
Pamuk şöyle devam etti:
“Bu metinde ne YPG’nin silahsızlandırılmasına dair açık bir hüküm vardır, ne ABD’nin verdiği silahların akıbeti tanımlanmıştır, ne de ABD askerî varlığının sonlandırılmasına dair bir irade görülmektedir. Üniforma değiştirerek varlığını sürdüren silahlı yapı, çözüm değil tehdittir.”
Anlaşmada Kamışlı ve Derik gibi örgütün beyin merkezlerinin bilinçli biçimde metin dışında bırakıldığını vurgulayan Pamuk, bunun Türkiye açısından kabul edilemez bir güvenlik açığı yarattığını ifade etti.
Mehmet Pamuk konuya ilişkin şunları söyledi:
“Kamışlı–Derik hattı açık bırakılıyorsa, Irak bağlantısı kesilmiyorsa, ABD üsleri ve silahları yerinde duruyorsa; burada entegrasyondan değil, devlet içine tahkim edilmiş bir terör yapısından söz edilir. Bu yapı zaman kazanmakta, meşruiyet üretmektedir.”
Pamuk, anlaşmanın Türkiye’yi sürecin tamamen dışında bırakan bir güvenlik mimarisi kurduğunu da vurguladı.
Pamuk açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Metinde ABD ile açık koordinasyon varken, Türkiye’nin adının dahi geçmemesi tesadüf değildir. Bu, Türkiye’yi dışlayan ve ileride ‘artık operasyon gerekmez’ baskısına zemin hazırlayan bir anlayışın ürünüdür.”
Afrin maddesine de dikkat çeken Pamuk, bu başlığın insani değil, siyasi ve demografik hedefler taşıdığını ifade etti.
Mehmet Pamuk şöyle devam etti:
“Afrin’in 2018 öncesi sosyopolitik yapısına döndürülmesi hedefi, terör örgütü açısından yeniden bir rol model alan oluşturma çabasıdır. Bu, Türkiye’nin kırmızı çizgisidir.”
Pamuk, anlaşmanın genel çerçevesine ilişkin nihai değerlendirmesini ise şu sözlerle yaptı:
Mehmet Pamuk sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu anlaşma terörü bitirmiyor, silahı bırakmıyor, ABD’yi çıkarmıyor. Sadece biçim değiştiriyor. YPG gider gibi yapıp kalıcılaşıyor. Türkiye açısından bu metnin adı ‘rahatlama belgesi’ değil, açıkça bir ‘ertelenmiş tehdit dosyası’dır. Bu nedenle Türkiye bekleyen değil, yön veren; uyuyan değil, alarmda olan bir strateji izlemek zorundadır.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

