deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri casino siteleri casino siteleri

Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir

“Her gün 6 kişi iş kazasında hayatını kaybediyor”

GÜNDEM 03.03.2026 - 12:28, Güncelleme: 03.03.2026 - 12:28 96 kez okundu.
 

“Her gün 6 kişi iş kazasında hayatını kaybediyor”

TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu: “Her gün 6 kişi iş kazasında hayatını kaybediyor”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Burkay Güçyetmez, 3 Mart 1992’de Zonguldak Kozlu’da meydana gelen ve 263 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasının 34. yıldönümünde il koordinasyon kurulu adına yaptığı açıklamada, “İş kazaları kader değildir” dedi. 3 Mart tarihinin TMMOB tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” ilan edildiğini hatırlatan TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Burkay Güçyetmez, Kozlu’da yaşamını yitiren emekçileri saygıyla andıklarını belirtti. İŞYERLERİ EMEKÇİLERE MEZAR OLUYOR Güçyetmez TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu adına yaptığı açıklamada, aradan geçen 34 yıla rağmen iş cinayetlerinin önlenemediğini vurgulayarak, “Madenler, inşaatlar, tersaneler, fabrikalar ve şantiyeler hâlâ emekçilerin mezarı olmaya devam etmektedir. Bilimin ve mühendisliğin gelişimine rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri aynı ölçüde geliştirilmemektedir. Önlenebilir kazalar göz göre göre ölümlere dönüşmektedir” diye konuştu. İŞ CİNAYETLERİ HER YIL 2 BİN CAN ALIYOR Mevcut iktidar döneminde en az 32 bin emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirten Güçyetmez, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise en az 20 bin emekçinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Her gün ortalama 6, yılda yaklaşık 2 bin emekçinin iş cinayetleri sonucu hayatını kaybettiğini ifade eden Güçyetmez, bu tablonun kader değil siyasal tercihlerin sonucu olduğunu dile getirdi. DENETİMLER YETERSİZ Denetim yetersizliğine dikkat çeken Güçyetmez; Soma, Ermenek, Mecidiyeköy (Torunlar), Şirvan, Amasra, Gayrettepe, Oba Makarna, İzmir Kule Vinç, Kartalkaya, Dilovası… Bu isimler yalnızca birer yer adı değil; denetimsizliğin, kar hırsının ve kamusal sorumluluktan kaçışın simgesidir. Etkin denetim ve yaptırım uygulanmadığı sürece de benzer acılar yaşanmaya devam edecektir. Bütün bu uyarılarımıza rağmen ülkemizdeki tablo oldukça karanlıktır. Türkiye’de 2 milyon 290 bin 160 işyeri bulunmasına rağmen 2025 yılında bunların yalnızca 8 bin 161’inin, yani yüzde 0,35’inin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlendiğini belirtti. Bu oranın kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğini gösterdiğini kaydetti. “Elverişli koşullarda çalışma hakkının Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile güvence altına alındığını hatırlatan Güçyetmez, işçi sağlığı ve güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. İş yasalarının, çalışanların hakkını korumak ve geliştirmek amacını temel ilke edinmesi gerekirken; 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve alana ilişkin yapılan diğer düzenlemeler işverenlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmiştir. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı, ödünç işçiliği yasal hale getiren; kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan; işçi sağlığı ve iş güvenliğini işveren yükümlülüğü olarak görmeyen; örgütlülük önüne engeller koyan düzenlemelerdir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi sağlığı ve güvenliği alanı taşeronlaştırılmış, piyasa koşullarına terk edilmiştir. Bu yasayla birlikte işverenin işçi sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü fiilen Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) adı altında faaliyet gösteren şirketlere devredilmiştir. Böylece işçi sağlığı ve güvenliği kamusal bir sorumluluk alanı olmaktan çıkarılmış, piyasa ilişkilerine tabi kılınmıştır. Bunun sonucunda iş cinayetleri ve meslek hastalıkları azalmamış, aksine artarak sürmüştür. Açıklamada ayrıca; Bugün işyerlerinde görev yapan iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin yaklaşık %90’ı OSGB’ler aracılığıyla sağlanmaktadır. OSGB’ler ile işyerleri arasındaki ticari sözleşme ilişkisi, uzmanların mesleki bağımsızlığını zedelemekte; işyerlerinde alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirme ve önerilere müdahale edilmesine yol açmaktadır. Bu yapı, bağımsız ve etkin bir işçi sağlığı ve güvenliği hizmetinin sunulmasını engellemektedir denildi. Bununla beraber işyerlerinin tehlike sınıfına göre verilmesi zorunlu olan eğitimler gereği gibi yapılmadığına dikkat çekilerek; Çalışanların sağlığını tehdit eden fiziksel ve kimyasal etmenlerin ölçümü daha önce kamusal bir kurum olan İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM) tarafından yürütülürken mevcut iktidar döneminde özelleştirilmiş ve bu hizmetler özel hijyen laboratuvarlarına devredilmiştir. Bu durum, zararlı etkenlerin tespiti ve denetiminde ciddi zafiyetler yaratmaktadır. Daha önce kamusal bir kurum olarak faaliyet gösteren İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi’nin (İSGÜM) özelleştirilmesiyle birlikte ölçüm ve denetim süreçlerinde zafiyet oluştuğu da açıklamada yer aldı. KAZALARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÖNLENEBİLİR Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin iş cinayetlerinin yaygınlaşmasında önemli bir etken olduğunu belirten Güçyetmez, örgütsüz ve güvencesiz çalışma koşullarının emekçileri savunmasız bıraktığını kaydetti. TMMOB olarak iş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu vurgulayan Güçyetmez, bilimsel ve teknik ölçütlere dayalı, kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi kurulması çağrısında bulundu. Üniversitelerin, sendikaların ve meslek örgütlerinin katılımıyla idari ve mali açıdan bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulması gerektiğini belirtti.Açıklama, “İş cinayetleri sona erene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadeleriyle sona erdi.
TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu: “Her gün 6 kişi iş kazasında hayatını kaybediyor”


Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Burkay Güçyetmez, 3 Mart 1992’de Zonguldak Kozlu’da meydana gelen ve 263 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasının 34. yıldönümünde il koordinasyon kurulu adına yaptığı açıklamada, “İş kazaları kader değildir” dedi.
3 Mart tarihinin TMMOB tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” ilan edildiğini hatırlatan TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Burkay Güçyetmez, Kozlu’da yaşamını yitiren emekçileri saygıyla andıklarını belirtti.
İŞYERLERİ EMEKÇİLERE MEZAR OLUYOR
Güçyetmez TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu adına yaptığı açıklamada, aradan geçen 34 yıla rağmen iş cinayetlerinin önlenemediğini vurgulayarak, “Madenler, inşaatlar, tersaneler, fabrikalar ve şantiyeler hâlâ emekçilerin mezarı olmaya devam etmektedir. Bilimin ve mühendisliğin gelişimine rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri aynı ölçüde geliştirilmemektedir. Önlenebilir kazalar göz göre göre ölümlere dönüşmektedir” diye konuştu.
İŞ CİNAYETLERİ HER YIL 2 BİN CAN ALIYOR
Mevcut iktidar döneminde en az 32 bin emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirten Güçyetmez, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise en az 20 bin emekçinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Her gün ortalama 6, yılda yaklaşık 2 bin emekçinin iş cinayetleri sonucu hayatını kaybettiğini ifade eden Güçyetmez, bu tablonun kader değil siyasal tercihlerin sonucu olduğunu dile getirdi.
DENETİMLER YETERSİZ
Denetim yetersizliğine dikkat çeken Güçyetmez; Soma, Ermenek, Mecidiyeköy (Torunlar), Şirvan, Amasra, Gayrettepe, Oba Makarna, İzmir Kule Vinç, Kartalkaya, Dilovası… Bu isimler yalnızca birer yer adı değil; denetimsizliğin, kar hırsının ve kamusal sorumluluktan kaçışın simgesidir. Etkin denetim ve yaptırım uygulanmadığı sürece de benzer acılar yaşanmaya devam edecektir. Bütün bu uyarılarımıza rağmen ülkemizdeki tablo oldukça karanlıktır. Türkiye’de 2 milyon 290 bin 160 işyeri bulunmasına rağmen 2025 yılında bunların yalnızca 8 bin 161’inin, yani yüzde 0,35’inin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlendiğini belirtti. Bu oranın kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğini gösterdiğini kaydetti.
“Elverişli koşullarda çalışma hakkının Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile güvence altına alındığını hatırlatan Güçyetmez, işçi sağlığı ve güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
İş yasalarının, çalışanların hakkını korumak ve geliştirmek amacını temel ilke edinmesi gerekirken; 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve alana ilişkin yapılan diğer düzenlemeler işverenlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmiştir. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı, ödünç işçiliği yasal hale getiren; kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan; işçi sağlığı ve iş güvenliğini işveren yükümlülüğü olarak görmeyen; örgütlülük önüne engeller koyan düzenlemelerdir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi sağlığı ve güvenliği alanı taşeronlaştırılmış, piyasa koşullarına terk edilmiştir.
Bu yasayla birlikte işverenin işçi sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü fiilen Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) adı altında faaliyet gösteren şirketlere devredilmiştir. Böylece işçi sağlığı ve güvenliği kamusal bir sorumluluk alanı olmaktan çıkarılmış, piyasa ilişkilerine tabi kılınmıştır. Bunun sonucunda iş cinayetleri ve meslek hastalıkları azalmamış, aksine artarak sürmüştür.
Açıklamada ayrıca; Bugün işyerlerinde görev yapan iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin yaklaşık %90’ı OSGB’ler aracılığıyla sağlanmaktadır. OSGB’ler ile işyerleri arasındaki ticari sözleşme ilişkisi, uzmanların mesleki bağımsızlığını zedelemekte; işyerlerinde alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirme ve önerilere müdahale edilmesine yol açmaktadır. Bu yapı, bağımsız ve etkin bir işçi sağlığı ve güvenliği hizmetinin sunulmasını engellemektedir denildi.
Bununla beraber işyerlerinin tehlike sınıfına göre verilmesi zorunlu olan eğitimler gereği gibi yapılmadığına dikkat çekilerek; Çalışanların sağlığını tehdit eden fiziksel ve kimyasal etmenlerin ölçümü daha önce kamusal bir kurum olan İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM) tarafından yürütülürken mevcut iktidar döneminde özelleştirilmiş ve bu hizmetler özel hijyen laboratuvarlarına devredilmiştir. Bu durum, zararlı etkenlerin tespiti ve denetiminde ciddi zafiyetler yaratmaktadır. Daha önce kamusal bir kurum olarak faaliyet gösteren İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi’nin (İSGÜM) özelleştirilmesiyle birlikte ölçüm ve denetim süreçlerinde zafiyet oluştuğu da açıklamada yer aldı.
KAZALARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÖNLENEBİLİR
Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin iş cinayetlerinin yaygınlaşmasında önemli bir etken olduğunu belirten Güçyetmez, örgütsüz ve güvencesiz çalışma koşullarının emekçileri savunmasız bıraktığını kaydetti.
TMMOB olarak iş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu vurgulayan Güçyetmez, bilimsel ve teknik ölçütlere dayalı, kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi kurulması çağrısında bulundu. Üniversitelerin, sendikaların ve meslek örgütlerinin katılımıyla idari ve mali açıdan bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulması gerektiğini belirtti.Açıklama, “İş cinayetleri sona erene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadeleriyle sona erdi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gaziantepgapgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.